Esnek çalışmaya, kölelik koşullarında çalışmaya karşı kadınlar mücadeleye…

İKD ÇAĞIRIYOR! Gericiliğe karşı kadınlar mücadeleye!
16 Nisan 2016
Laikliğe Çağrı Birlikteliği’nin diğer bileşenleri ile başvuruda bulunduk: Ensar Vakfı ve KAİMDER kapatılmalıdır!
18 Nisan 2016
Tümü

Esnek çalışmaya, kölelik koşullarında çalışmaya karşı kadınlar mücadeleye…

Kiralık işçi, özel istihdam büroları, güvencesiz-esnek çalışma uygulamalarına yönelik yasaların mecliste görüşüldüğü ve kısmen yasalaştığı şu günlerde işçiler mücadele etmeye devam ediyor. Eskişehir NSK Armatür fabrikasında da, çalışma şartlarından rahatsızlık duyan işçiler sendikalı olmak için bir süredir örgütleniyorlardı. Bu mücadeleleri sonucunda sendikada toplu sözleşme için yetki alabilecek bir çoğunluğa ulaştıklarında ise sendikal örgütlenmeye öncülük eden iki işçi işten çıkarıldı.

Biz de İlerici Kadınlar Derneği Eskişehir Şubesi olarak işten atılan işçilerden Asude Balcı ile sendikal mücadele ve emekçi bir kadın olmanın bu mücadeledeki yeri üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

 

İKD: Öncelikle hem geçmiş olsun hem de kolay gelsin diyelim.

Asude: Teşekkürler.

İKD: İlk olarak, nerede çalışıyorsunuz diye sormak istiyorum. Ya da, nerede çalışıyordunuz? Aslında soruyu böyle sormak daha doğru olabilir.

Asude: Organize sanayi bölgesinde Öznur Pres/NSK Armatür firmasındayım. 2,5 yıldan beri burada çalışıyorum. 1 Nisan 2016 yılına kadar işçiydim. Anayasal hakkım olan sendikalı olma hakkımı kullandığım için bir diğer arkadaşımla birlikte 1 Nisan’da işten çıkartıldım.

İKD: Neden sendikalı olma ihtiyacı hissettiniz? Aynı zamanda sendikalaşma süreci nasıl başladı?

esk2

Asude: Bir yıl çalıştıktan sonra iş yerindeki sorunları, işçinin üzerindeki baskıları, ve özellikle mesailere kalıp da mesai ücretlerini alamamamızdan dolayı çok tedirginlik duydum. İnsan olduğum için, orada insanın dışında başka şeyler yani bir makinalaştırma vardı ortamda, bunları fark ettiğim için artık içime sindiremiyordum, bu tür ezilmişlikleri, emeğimin sömürülmesini içime sindiremiyordum. Bu şekilde bir şey yapmam gerektiğine inandım. Yavaş yavaş arkadaşlarımla görüşmek istedim, önce fikirlerini aldım. Çünkü arkadaşlar işsiz kalacağım korkusuyla veya başka iş bulamam korkusuyla sendikalaşmaya yanaşmıyorlardı. Ama bir yıllık bir süreçte bir on arkadaşımla hem fikir olduk, sendikanın ne demek olduğunu anlattım, başka türlü haklarımızı elde edemeyeceğimizi anlattım, kabul ettiler. Bir yıl sonra bir diğer arkadaşım fabrikaya geldi, onunla da konuştuk, onun da en çok istediği, sendikalı olmaktı. Onunla birlikte arkadaşlarımızı ikna ettik, çok güzel bir şekilde örgütlendik ve içinde bulunduğumuz DİSK Birleşik Metal-İş sendikasına üye olduk fakat üye olduktan bir gün sonra bizi işten çıkardılar.

İKD: Birleşik Metal-İş’le nasıl bağlantı kurdunuz?

Asude: Zaten sendikamızı seçerken iki arkadaş araştırdık, her zaman sendikanın işçinin arkasında durduğunu daha iyi öğrendim. İstanbul genel merkezden genel başkanımız geldi, sorularımızı sorduk, güzel cevaplar aldık. Şu günlerde özel istihdam büroları, kiralık işçilerle ilgili bir yasa var, bunun karşısında duran tek sendika Birleşik Metal-İş diye biliyorum, bu benim için çok önemli.

İKD: Şu an için sendikalaşma süreciniz hangi aşamada? Sendika olarak yetki alabildiniz mi?

Asude: 12 Nisan’da yetki belgesi geldi. Büyük ihtimalle yönetimin de eline geçti ve yarın onların itiraz ettiklerini ya da toplu sözleşme için görüşmek istediklerini öğrenebiliriz, yarın olmasa da Pazartesi günü.

İKD: Süreç devam ediyor yani. Sendikaya kaç kişi üye oldu şu anda?

Asude: Artık süreç devam ediyor. Bizden %40 istenirken biz %50-51 olduk. Bu süreç içerisinde biz henüz iki kişiyiz. Diğer arkadaşlarımızdan çıkartılan olmadı. Biz sonuna kadar kapı önünde direnmeye devam edeceğiz. İçerideki arkadaşlarımızda bazen kırılmalar olabiliyor, üyeliklerini çekenler oluyor ama tekrar üyelik yapanlar oluyor. 26 tane kadın işçimiz var toplam, 16 tanesi üyemizdir, artı erkek arkadaşlarımızdan çok daha sağlam duruyorlar, sonuna kadar birlikteyiz, çekilmeyeceğiz diyorlar, daha yürekliler.

İKD: Bu süreçte fabrikada çalışan diğer arkadaşlarınız, sendikalı olan ya da olmayan, onların size desteği ne durumda?

Asude: Onlar sonuna kadar arkamızda olduklarını söylediler, tabi ki üye olmayan arkadaşlarımız korktukları için, çekindikleri için olmadılar ama onlar da olacaklar inanıyorum ben ileriki süreçte. Ve daha önemli bir sorun var, işten atıldıktan sonra ortaya çıktı, sendikalı olma durumu, patron yanlısı diyebilirim, birkaç işçi arkadaşımızın ortalığı karıştırma, ya da ne bileyim sendikalı olmayı, sendikayı kötüleme yönünde çabaları var.

İKD: Aslında sizin sendikal mücadelenizi engellemeye yönelik girişimler.

Asude: Aynen öyle, tabi artık arkadaşlarımızla birbirimize güvendiğimiz için, onlar bize güvendi, biz onlara güvendik, bir yumruk olmayı başardık, onların söylemleri pek etkili olmuyor, kafalarını karıştıran bir şey olduğunda bizimle görüşüp konuşuyorlar gereken cevabı veriyoruz.

İKD: Sizlere destekleri devam ediyor.

Asude: Şu anda arkadaşlarımız çalışıyor, bizden haber bekliyorlar, bir şeyler yapmalıyız, siz orada yalnızsınız, yemek yiyemiyorsunuz, aklımız sizde diye. Böyle duygusal yönleri var.

İKD:  Aslında çok önemli bir mücadele süreci yürütüyorsunuz, halen de devam ediyor, mücadele etmek pek çok şeyi de öğretiyor insana, bu sürecin sizin için kazanımları neler oldu?

Asude: Fabrika ortamındaki çalışma şartlarının zorluğunu bilen bir insandım, babam da işçiydi çünkü. Ama o fabrikaya girip de fiilen çalışmak insana daha çok şey öğretiyor, daha ağır olduğunu, daha katlanamaz olduğunu öğrendim. Ve bu direniş süresince, son 13 gündür, aslında insanlar birbirine güvenebilirmiş önce bunu öğrendim. Sonra mücadele etmeden hiçbir sonuca varılmazmış bunu daha iyi öğrendim, biliyorduk ama.

İKD: Deneyimlemek belki.

Asude: Aynen, başka ne diyebilirim. Güçlü olduğunun da farkına varıyorsun. İnsan istediği şeyi başarabilirmiş, bunu da öğrendim.

İKD: Belki de en önemlisi güven duygusu, son dönemlerde sürekli insanların birbirlerine güvensizliğini aşılıyorlar, örgütlü faaliyetlerden uzak durmamız telkin ediliyor, dolayısıyla en önemli kazanım bu olmuş belki de.

Asude: Kesinlikle doğru, tabi ki içerideki arkadaşlarım da öyle, bu örgütlenmeye yeni başladığımızda arkadaşa diyoruz ki hakkını elde edebiliyor musun, emeğinin sömürüldüğüne inanıyor musun, evet, bu kadar çalışmaya bu kadar çalışma normal mi, arkadaşların cevapları hep aynı, o zaman beraber oluyoruz, örgütlenelim diyoruz, bunları konuştuktan sonra diyorlar ki, olmaz bu fabrikadan kimse adam olmaz, ben bu fabrikaya güvenmiyorum, o zaman kimsenin birbirine güvenmediği ortaya çıkıyor, ben de diyorum ki, sen onu bunu boş ver, sen kendine güveniyor musun, ben varım diyebiliyor musun, böyle söyleyince çoğunluk sağlandığında yanınızdayım diyorlar, böyle başladık, ama bir baktık gerekli sayıyı fazlasıyla çıkardık ve bakanlığa gönderdik. Senin de dediğin gibi güvenlerini kazanmak için uğraşmak gerekiyor.

İKD: Türkiye’de kadın olmak her zaman daha zordur, iş yaşamında kadın olmanın getirdiği zorluklar, sendikal mücadeleyi yürütürken kadın olmanın getirdiği sıkıntılar yaşanmıştır, biraz da bunlardan bahsedebilir misiniz?

Asude: Hem işçi hem kadın, iki kere eziliyorsun. Böyle bir yola çıkmak bir kadın için kolay değil ama ben bunun kadın ya da erkek olacak, erkekler bu işi yapabilir, bu düşünceye çok karşıyım. Ezilmekse, sömürülmekse burada kadın erkek yoktur, orada çalışan işçi vardır, emeğinin karşılığını alamadığını düşünen bir insan vardır. Tabi ki bu esnada son dönemde, başımızdaki sorumlu mühendis sürekli bana bakıyor, bir şeyler anladıklarını sezinledim, öteleme gibi bir şey, bunları hissettim ve güç isteyen işler var, rahatsız olduğumu söylediğim halde beni özellikle bu işlere veriyordu. Sendikalaşmak istediğim için ezmeye çalıştılar, sindirmek, baskı var. Bunun gibi şeyleri yaşadım. Bir de lavabolara gidiyoruz, insanların ihtiyacı var, hemen yönetimden bir kadın kapıda belirebiliyor. Bunlar yaşandı.

İKD: İş yerindeki çalışma koşullarını biraz anlatabilir misiniz?

Asude: Mesaiye kalışlarımız düzensizdi ve emri vaki olarak, tehditle mesaiye kalmamız isteniyordu, fazla mesai ücretlerimizi tam olarak alamıyorduk, sürekli olarak küfürlü hitaplara maruz kalıyorduk. Bir ara tuvaletler önünde turnikeler vardı ve gidiş gelişlerimiz süreliydi, neyse ki sonradan bozuldu da turnikeler kalktı. İşe başlarken telefonlarımızı kilitli bir dolaba koyuyorduk, acil bir durumda veya özel bir görüşme yapmak istesek mümkün olmuyordu. Soyunma odaları hem erkekler hem bizler için elverişsizdi. Erkelerin soyunma odaları tuvaletlerle beraberdi, kadınların soyunma odalarının da havalandırma camının önünden geçişler olduğu için açmamız mümkün değildi.

İKD: Ailenizin, yakın çevrenizin bu süreçteki desteği nasıldı?

Asude: Açıkçası bu konuyu ben ailemle paylaşmak istemedim, bunu da anlatayım (gülerek), çünkü onlar benim üzülmemi istemiyor, ben onların üzülmesini istemiyorum ama gelinen sonuç güzel. Bundan iki sene önce babamla paylaştım, sendikalaşmak için örgütleyeceğim arkadaşlarımı dedim, babam da dedi ki, işten atılırsın, çocuk okutuyorsun, ben de emekliyim, ne kadar destek olabilirim. Tamam baba dedim, altı ay sonra babam sordu, sendikayla uğraşmıyorsun değil mi diye, aman baba uğraşmıyorum emekliliğime kadar çalışacağım diye atlattım, oysa işin yarısını bitirdik biz, bugüne geldik, sendika artık geldi. Yetki kağıdı gelmeden önce annemin yanında düşünüyorum gayri ihtiyari, bir arkadaş var onu nasıl ikna edebiliriz diye. Bir hafta sonra geldi bana, o günkü derdin neydi işten mi atıldın diye sordu, evet anne işten atıldım dedim. Şaka yapıyorum sandı. Sendikayla ilgili. Baban üzülecek dedi. Anneme de onu söyledim, artık bu sıradan bir işten atılma değil, artık sendika geldi, bunu başardık, benim arkamda sendika var, maddi manevi bütün haklarım eğer işe iade olmazsa alınacak, artı işe iade bile olabilir, süreç gösterecek. Annem yine üzgün, altı ay ne yapacaksın. Çalışacağım dedim, çalışmaya devam direnmeye devam. Babama söylemesini istemedim ama annem hemen söylemiş, ama babam şimdi bana selam söylüyor, facebook’taki paylaşımlarımı beğeniyor. Ailemin desteği var, kardeşlerim en başından beri biliyordu, arkadaşlarım en başından beri destekliyor, facebook, twitter üzerinden hiç tanışmadığım arkadaşlarım destek veriyor. Onlar da benim kadar üzülüyor ama bunun olması gerekiyor fabrikada bütün işçilerin örgütlenmesi gerekiyor. Bir ülkede işçi ne kadar güçlüyse o ülkenin ekonomisi de güçlü olur, o ülke güçlü olur, buna inanıyorum ben.

İKD: Haziran direnişi bize bir çok şeyi tekrar hatırlattı, mücadele etmeyi, birlikte hareket etmenin, örgütlü olmanın ne kadar önemli olduğunu ve olduğu takdirde bir kazanım elde edebileceğimizi gösterdi. Haziran sonrasında da küçük ya da büyük ölçekli pek çok direniş oldu ve dediğin gibi bundan sonra da olmak zorunda ki yaşam koşullarını, sömürü koşullarını yok edebilelim, insanca yaşayabildiğimiz bir düzen kurabilelim. Bundan sonra mücadele etmek isteyen işçilere, emekçilere ne söylemek istersin?

Asude: (Gülerek) En zor soru buydu. Bundan 3 yıl önce, 3 yıl oldu değil mi Haziran direnişi, Haziran direnişi benim için gerçekten önemliydi, orada binlerce kişiyle beraber yola çıktık, ülkemiz için, insanlar için yola çıktık, yokluk kalksın dedik, ezilme kalksın dedik, bütün sloganları attık, kadın dernekleri kadınlar için slogan attı, hayvan severler hayvanlar için slogan attı. Bu süreç içerisinde işçiler de, işçi eşleri de bir çok şeyi öğrendi. Direnmeyi bence, direnmenin ne demek olduğu o zaman ortaya çıktı, bu benim için çok önemliydi. Bu fabrikada başladıktan sonra ezilmeyi de sömürülmeyi de öğrendim. Diyorum ki işçi arkadaşlarıma hiçbir şey için yılmayalım, hiçbir şeyden korkmayalım, hiçbir şey için kendimizi başkalarına köle yapmayalım. Başka ne diyebilirim, bunun için mücadele gerekiyor, birlik olmak gerekiyor.

İKD: İlerici Kadınlar Derneği olarak tekrar teşekkür ediyoruz, kolay gelsin diyoruz.