Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç Dr Esin Özatalay ile cinsel istismar üzerine röportajımız

Yurtları Takip Altına Alıyoruz!
15 Aralık 2016
İlerici Kadınlardan Akdeniz Üniversitesi’nde İmza Kampanyası
24 Aralık 2016
Tümü

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç Dr Esin Özatalay ile cinsel istismar üzerine röportajımız

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esin Özatalay ile İlerici Kadınlar Derneği olarak ‘cinsel istismar’ üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Yeni bir cinsel istismar yasası çıkarılmaya çalışılıyor. Normal de yasalara göre 15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, cinsel istismar sayılır. Buradaki 15 yaş 12 yaşa indirilmeye çalışılıyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Doç. Dr. Esin Özatalay: 12 yaş çocuklar için yavaş yavaş soyut düşüncenin gelişmeye başladığı dönem. 12 yaşın önemi bu. 12 yaşından küçük çocuklar gelişimsel olarak somut düşünürler. Ahlak, cinsellik, eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını vs. somut olarak düşünürler. Bu yüzden 12 yaş sınırı belirleniyor. 12-15 yaş arası çocuk suç işlese bile işlediği suçu hukuki olarak kavrayabilir mi sorusu var. Eğer onun suç olduğunu anlayabildiğine karar verilirse o zaman cezai işlem yapılır. 15-17 yaş arası ise indirimli cezaya tabi tutulur. 18 yaşından sonra da yetişkin olarak normal ceza alır. 12 yaşındaki bir çocuk bir suç işlediğinde ona ceza vermek çok zor, iyi araştırılmalı. Ama 12 yaşındaki bir çocuk tecavüze uğradığında iş karışıyor. Çünkü 12 yaşındaki bir çocuk mağdur edildiğinde onu koruyan yasalarımız yok maalesef. Eninde sonunda o cinsel istismar yasasını çıkaracaklar.

Çocukların evlendirilmesi noktasında ‘gelenek faktörünü’ ortaya atıyorlar. Bu durumun gelenekle olan ilişkisini nasıl yorumluyorsunuz?

Esin Özatalay: 18 yaş altında ki bir çocuğun hangi yaş grubundan olursa olsun evlendirilmesi doğru bir şey değil. Çünkü bedensel gelişimini tamamlamamış bir bireyin cinsel ilişki yaşaması, gebe kalması, doğum yapması son derece ruhsal ve bedensel sağlık açısından tehlikeli. Ama bir yandan da ‘’ülkemizin gelenekleri’’ diyorlar. Gelenekler yüzlerce belki binlerce yıl öncesinden geliyor. Bir de günümüzün gerçekleri var. Bizim toplumumuzda berbere gidip diş çektirmek de çok yaygındır. Ya da çocukları berberlerin sünnet etmesi de gelenektir. Bunlara gelenektir diye göz yumacak değiliz. Ama şimdi sünnet gibi, diş çekimi gibi yöntemler geleneksel olarak değil tıbbi olarak uygulanıyor. Hiç kimse gidip de dişini, diş hekimi varken berbere çektirmiyor. O zaman gelenek diye küçücük bir çocuğu evlendirmenin hiçbir mantığı yok. Bir kere bilimsel, tıbbi gerçekleri göz önünde bulundurmamız lazım.

Medya, çok etkili bir kitle iletişim aracı. Sizce bu tasarı gündeme geldiğinde medyanın bu konuda ki tutumu nasıl oldu?

Esin Özatalay: Bizim medyamız gerçekten çok sınırsız ve sadece an’ı düşünen bir medya. Bir takım kanaat önderlerini, din bilginlerini çıkartıp 12 yaşında ki çocuk evlendirilebilir, bu dinimizce caizdir, dinimize karşı mı çıkıyorsunuz diye nutuklar atıyorlar. Bu da tabi ki cahil insanların bakış açısını iyice karıştırıyor. Din ve inanç ayrı bir şey. Bu ayrımcı politikadan vazgeçilmelidir. Bir de bedensel sağlık var. Bu çocukların ruh sağlığı ve beden sağlığı her şeyden önemli. Evlendirilen çocukların çok daha psikiyatrik hastalıklarının olduğunu, intihar oranlarının bu kişilerde yüksek olduğunu, doğum yaparken anne ve bebek ölümlerinin çok yüksek olduğunu, bu çocukların kendi çocuklarına annelik yapamadıklarını, çok fazla şiddete maruz kaldıklarını bilimsel olarak da biliyoruz. Bunları din perdesinin arkasına saklamak mantıksız. Kadınlar kuluçka makinası gibi doğursunlar, eve kapansınlar,isteniyor.Önceki sağlık bakanı ‘kadının en önemli kariyeri anneliktir ‘ diyebiliyor. Cumhurbaşkanı’ çocuk doğurmayan kadın yarımdır’ diyebiliyor. Kanaat önderleri böyle söyleyince, medya da bunu şişirince toplum bunları model alıyor.

Bir zamanlar ‘kızlı erkekli aynı evde kalıyorlar’ söylemi oluşturuldu. Bu gibi ifadeler neyi amaçlar, hangi sonuçları doğurur?

 Esin Özatalay: Ergenlik dönemindeki cinsel kimlik arayışları yanlış bir şey değildir, 12-18 yaş arasında her türlü cinsel kimlik arayışına girilir (mesleki kimlik, toplumsal kimlik, cinsel kimlik) bunların yasaklanmaya çalışılması çok kötü sonuçlar doğurur.

Kızlar ve erkekler ayrı okullarda hapsedildiği zaman hem eşcinsel deneyimler artıyor hem de yeraltından gizlice iş çevirmeler artıyor. Küçücük çocuğun başını örtmek, çocuğu cinsel bir obje olarak görmek demek. Sen cinsel bir nesnesin, eğer senin saçın görünürse senin yüzünden erkekler günaha girer demek bu. Aşırı örtülülük de buna zarar veren bir şey, ortası bulunmalı.

Toplumsal olarak ‘cinsel istismar’ gibi olaylarla karşılaştığımızda ne yapmalıyız?

 Esin Özatalay: Tarihe bakıp ondan anlam çıkarmakta bu nokta da önemli. 1200’lü yıllardan itibaren tutulmaya başlanan Vatikan kayıtları artık gün yüzüne çıktı. O kayıtlarda çocuk cinsel istismarı kayıtları var. 2004 yılında Vatikan bir eylem başlatıyor. Bütün arşivde ki kayıtlar ortaya dökülüyorlar. Katolik olmayan bir ekip oluşturuluyor. Bu ekip psikolog, sosyolog, pskiyatrist vs. ve Vatikan bu konuda araştırılmaya gönüllü oluyor. Karanlık geçmişi ile yüzleşiyor. Bir rahibin çok küçük yaşta bir çocuğu cinsel istismara maruz bıraktığının görülmesiyle böyle bir tetik çekiliyor. Keşke bizde de Ensar vakfı gibi cemaatlerde de bu tarz bir şey uygulanabilse. Medya bu noktada yol gösterici olsa ve biz de yüzleşme yaşayabilseydik. Maalesef biz hala üstünü kapatma derdindeyiz. Genel olarak bir toplumu bölme çabası var. Siz bizim dini kurumlarımızı kötülemeye çalışıyorsunuz, diye bir algı var. Halbuki cinsel istismarın dini, inancı, ırkı, dili yok. Olamaz. Çocuklara din eğitimi de çok aşağılara çekildi. Din son derece soyut bir kavram. Bu yüzden 4 yaşındaki bir çocuğa din eğitimi vermenin hiç mantıklı bir yanı yok. Anlamıyor, ezberliyor. Amaç da zaten anlamayan toplumlar yetiştirmek gibi geliyor bana. Cinsel eğitim bizim toplumumuzda tabu, yasak. Ama çok fazla miktarda cinsel suç var ve patladı bunlar. Cinselliğin üstünü kapattığımız için bu suçlar ortaya çıkıyor.

 

Teşekkür ederiz…

İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ 16.12.2016