HER GÜNÜ BAYRAM GİBİ YAŞAYACAK ÇOCUKLARIMIZ
23 Nisan 2017
Boyun eğmeyen kadınlar 1 Mayıs’ta alanlara!
28 Nisan 2017
Tümü

TÜLİN TANKUT YAZDI . “EVDE ÇALIŞAN ÇOCUK VAR!”

“EVDE  ÇALIŞAN  ÇOCUK  VAR!”  *

TÜLİN  TANKUT

Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nca, sosyolog Ayşe Tepe Doğan koordinatörlüğünde , Şişli ve Üsküdar’da ev içinde fason işçilik yapan ve bu işte çocuklarını çalıştıran ailelerle yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan “Bir çocuk hakkı ihlali: Ev içi çocuk işçiliği” başlıklı rapor, çalışma yaşının 7 yaşın altına kadar düşebildiğini gösteriyor. ( 1 ) Yaş grupları ve cinsiyete göre çalışma saatleri ve yerleri farklı ; erkek çocuklar ev dışında, kız çocuklar ev içinde ve daha uzun saatler çalıştırılıyor. Çalışma alanları   hafif sanayi, evden gıda ve yemek satışı, midyecilik, süs eşyası, çiçekçilik, sigara paketleme, hafif sanayi gibi çok çeşitli. İstihdam içinde değerlendirilmeyen ev işlerinde çalışan çocuk sayısıyla  ilgili  DİSK’in “Çocuk İşçiliği Gerçeği Raporu” ( 2 ) gerçekten düşündürücü. Üstelik 2012 yılından sonra bu alanda yapılan sayısal bir çalışma yok.

Bu sorun yaklaşık on beş yıl  önce  Kevin Bales’in,  “Kullanılıp Atılanlar: Küresel Ekonomide Yeni Kölelik”( 3 ) adlı kitabında ele alınmıştı.  Kitabın başlığının da gösterdiği gibi yazar,  ucuz işgücünü oluşturan kesim  için metafor olarak kullanılan kölelerden değil, gerçek kölelerden söz ediyor. Çocuk işçi tartışmalarıysa 1990’larda ABD’de ünlü giyecek ve ayakkabı markalarına ait küçük atölyelerde çocuk işçi çalıştırıldığının ortaya çıkmasıyla başlamış. Ama Bales’e göre tartışmalar, toplumda kölelikle mücadeleyi hızlandıracak kertede bir infiale yol açmamış. Örneğin 2002’li yılların başlarında Paris’te, Newyork’ta, Los Angeles’ta, “dünyanın dört bir yanında, çocuklar acımasızca ev kölesi olarak kullanılıyorlarmış.” (s.9 )  Hindistan’da çocuk köle emeğinin en fazla sömürüldüğü halı ve kilim sektöründe,  “köle çocukların dokudukları halılar en şık mağazalarda satılıyormuş.” (s. 263)

İşin kötüsü dünya genelinde kölelerin sayısı giderek artıyormuş. Birileri onların sırtından zengin oluyor. İşleri bittiğinde de kullandıkları köleleri bir yana fırlatıveriyorlar: İşte yeni kölelik!  “ (…) suda mavnalar boyunca yüzen bir genç kız cesedi (…) O kızları gömmek kimsenin umurunda değildi. Atıveriyorlardı cesetleri nehire, balıklar yesin! diye. ( 4 ) Amazon ormanlarının altın madeni işletilen köylerinde, seks işçisi olarak köleleştirilen körpecik kızların yazgısı da bu !

Yazar bu konuda alınacak sistem içi mücadele yöntemlerini anlatıyor. Ne de olsa serde insan hakları, çocuk hakları savunuculuğu var;   Uluslar Arası Çocuk Hakları Sözleşmesi bile yapılmış. (Türkiye de sözleşmeyi imzalayan ülkeler arasında.) Vicdan sahibi tüketicilere yönelik “Bu üründe çocuk emeği yoktur” etiketleri ya da UNİCEF gibi kuruluşların kölelik karşıtı mücadeleleri  gibi sürekliliği olmayan ve kesin sonuç alınamayan girişimlerden söz ederken yazar, yeni köleliğin mucidi küresel kapitalizmin bam teline basmaktan da çekinmiyor: “Batılı devletlerin büyük bir kısmının bilgisayar korsanlığı ve markalı saatlerin taklidi gibi suçlarla, modern kölelikten daha fazla ilgili olduğu aşikâr.”diyor. ( s. 277)  Yazara göre, on dokuzuncu yüzyılda iş dünyası ve devletler köleliği destekliyordu, çünkü bu kârlı bir işti. Küreselleşen iş dünyasındaysa köle ticareti çok uluslu şirketlerin kârlarını riske sokmadığı için iş dünyasının köleliği önleme gibi bir derdi yoktu. Bu yüzden yazılım, telif hakkı hırsızlığı v.b. karşı oluşturulmuş uluslar arası yasalar en katı biçimde uygulanırken köle ticaretiyle ilgili hükümlerin uygulamada savsaklanacağı açıktır. “Birleşmiş Milletler’in kölelik yüzünden yaptırım uyguladığı tek bir ülke bile yok.” (s.275)

Türkiye’nin çalışan çocuk karnesiyse, araştırmaların gösterdiği gibi, her geçen gün kötüye gidiyor. Hangi birinden başlasak? Mevsimlik işçi olarak çalıştırılan çocuklar buzdağının görünen yüzü. Türkiye’de yaşayan üç milyon Suriyelinin yaklaşık yarısının çocuk olduğu tahmin ediliyor. Her çocuğun eğitim hakkından yararlanması gerekmez mi? Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı  (MEB), Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ne gibi önlemler alıyor? Ev içi çocuk işçiliği son on yılda nasıl 6 kat arttı?  Siyasi partiler, sendikalar, yardım dernekleri, hayır kurumları, sivil toplum ve meslek örgütleri, yasal düzenlemelerin uygulanması, denetlenmesi için ne gibi girişimlerde bulunuyorlar? Örneğin çocuk haklarını çiğneyerek çocuk emeği kullanan firmalara ciddi bir yaptırım uygulanıyor mu? Yoksa cüzi bir para cezası mı veriliyor? İşlenen suçlar neden cezasız kalıyor?

Ya   kamu oyunun yapacağı hiç mi bir şey yok? Oturduğumuz yerden küresel köle ticaretinin günden güne büyümesine seyirci mi kalacağız?  Nerede kaldı yurttaş olarak sorumluluğumuz ?  Acaba  boncuk işlemeleri, takı kolyeleri, fermuarları, kalemleri  kullanırken bunları çocukların üretmiş olabileceğini aklımızdan geçiriyor muyuz? Yoksa yalnızca malın kelepir olmasıyla mı ilgileniyoruz?  (Pazarda  üç – beş  liraya satılan tişörtleri,  emeğin ne denli sömürüldüğünü görmeyip   “çok ucuz” diye  kapmıyor muyuz ? ) “Geleceğimiz çocuklar”, derken mangalda kül bırakmıyoruz ama.

Görünen o ki, çocuklar küresel güçlerin öncelikli sorunu değil. Şu anda yaklaşık 1.4 milyon çocuk ölüm riski altında. UNICEF Güney Sudan , Nijerya, Somali, Yemen’e acil yardım çağrısı yapıyor. Oysa   yer yüzünden köleliğin kalkması pekala mümkün. Hükümetleri harekete geçirmek için güçlü bir kamu oyu oluşturmak bu kadar mı zor? “Küresel bireylerin” sıra bize de gelir, diye düşünmeleri gerekir.

Dipnot:

*  23. 3. 2017 tarihli Cumhuriyet gazetesi, Figen Atalay’ın “Evde çalışan çocuk var!” başlıklı yazısı.

1) Figen Atalay’ın yazısı

2)   Aynı yazıda DİSK’in raporunda yer alan, ev işlerinde çalışan çocuk sayısı; 1999’da 4 milyon 447bin iken, 2012’de 7milyon 503bine yükselmiş.

3)  Çitlembik Yayınları, Aralık 2002, Türkçesi Pınar Öğünç ;  Kevin Bales, İngiltere’deki Surrey Üniversitesi’nin Roehampton Enstitüsü’nde sosyoloji profesörü, aynı zamanda “Free the Slaves” adlı örgütün başkanı ve kölelik, insan ticareti konusunda Birleşmiş Milletler’in danışmanlarından biri.

4)  Yazar Bales, Alison Sutton’un “Slavery in Brazil” (1994), adlı kitabından alıntılamış.