İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ 2017 TEMMUZ AYI KADIN RAPORU
10 Ağustos 2017
CİHATÇI EĞİTİME HAYIR!
23 Ağustos 2017
Tümü

İKD MYK Üyesi Ela Basa Yazdı: AKP Türkiyesi’nde Eğitim

AKP’nin 2002 yılında iktidar olması ile birlikte, Türkiye’nin siyasi yönelimleri toplumsal ve siyasal dönüşümlere neden oldu. Böylece bu dönüşümlerin eğitim sistemine de köklü müdahale ve yansımaları gerçekleşti. AKP iktidarı eğitimdeki dönüşümü daha laik ve daha bilimsel bir müfredattan dindar ve bilimsellikten uzak bir müfredata dayandırmıştır.

Eğitimde köklü dönüşümün kırılma noktası 4+4+4 modeline dayanmaktadır. Bilim insanlarının, emekten yana sendikaların, aydınların, eğitim emekçilerinin, velilerin ve öğrencilerin bütün karşı çıkışları ve eylemliliklerine rağmen 4+4+4 dayatması yürürlüğe girmiştir. Bu sistemin temelde iki ana hedefi bulunuyordu: Piyasa merkezli eğitim ve dinsel merkezli eğitim. Sermaye sınıfının ihtiyaçlarını gözeten piyasa merkezli eğitim sistemi karşımıza meslek liselerinin sanayi iş kolları ve hastanelere entegre edilmesiyle birlikte çocuk işçiliği devlet eliyle meşrulaştırılmıştır. 14-15 yaşındaki çocuklarımız staj adı altında sanayi ve hastanelerde bilfiil çalıştırılmıştır. Bu uygulamanın yanı sıra okula başlama yaşı isteğe bağlı 5,5 ve zorunlu 6 yaşa çekilmiş, pedagojik olarak hazır bulunmayan öğrenciler okula gönderilmiştir. Okulların fiziki yapısı, çocukların fiziksel gelişimi (tuvalet alışkanlığının tamamen kazanılması, kas gelişiminin yeterli olmaması vb) yetersiz olduğundan eğitim niteliğinin düşmesi ve öğretmen-veli ilişkilerinde ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Dinselleştirme merkezli eğitim anlayışı ise bir dizi köklü değişimler ile karşımıza çıkmaktadır. Ortaokul düzeyinde daha önce uygulaması olmayan İmam Hatip Ortaokulu uygulaması getirilmiştir. Ayrıca, var olan ortaokulların bir kısmı da İmam Hatip Ortaokulu’na dönüştürülmüştür. Lise düzeyinde ise geçmişte var olan İmam Hatip Liseleri az bulunmuş, yeni İmam Hatip Liseleri açılmış ve var olan liselerin bir kısmı da tüm direniş ve eylemliliklerine rağmen sınıfların mevcudiyetine bakılmaksızın İmam Hatip Liselerine dönüştürülmüştür. Bunların yanında ortaokul ve lise eğitim düzeyinde zorunlu-seçmeli dini içerikli dersler getirilerek laiklik ilkesi yok sayılarak bütün eğitimin dinselleştirilmesi ve gericileştirilmesi sağlanmıştır. Eğitim müfredatı değişikliği biyoloji, felsefe, fizik ve sağlık bilgisi gibi bilimsel ve sorgulayıcı içeriğe sahip olan derslerin ders sayıları düşürülmüştür.

AKP’nin dinci ve piyasacı eğitimi 4+4+4’ün ardından müfredat ve uygulamalarda artarak yer buldu. Özel meslek liseleri patronların ihtiyaçlarına göre arttı, sanayi iş kolları ve hastanelerin yakınlarına kuruldu. Okul öncesi eğitimde yemek duası verilmeye başlandı. Baş örtüsü serbestisi getirilerek küçük yaşta çocukların başının kapatılması meşrulaştırıldı. Okullarda zorunlu olarak ibadethanelerin(mescitlerin) oluşturulması dinsel içerikli eğitimi daha da pekiştirmiştir. Bu uygulamalar, okullarda Kutlu Doğum Haftası gibi dini etkinlikler, cami ziyaretlerinin yapılması, düzenlenen yarışmalar neticesinde çocukların umreye yollanması şeklinde devam etmiştir.

AKP’nin yeni dönem müfredat değişikliği 4+4+4 ile başlatılan köklü değişimin devamı niteliğinde olup, 4+4+4’ün uyumlulaştırılma adımıdır. Bu gerici uygulamalar; evrim teorisinin müfredattan tamamen çıkarılması, felsefe derslerinde sorgulayan ve sorgulatan filozoflar müfredatta yer almazken İslamcı ve yaratılışçı filozofların yer alması, cihad kavramının müfredata sokulması, matematik ve fizikte konuların sığlaştırılması eğitimi laik ve bilimsel çizgiden dinci ve dogmacı bir çizgiye dönüştürme adımlarıdır.

AKP İkinci Cumhuriyet’in eğitim politikasını şekillendirmektedir. Birinci Cumhuriyet’in aydınlanmacı, laik ve bilimsel eğitim modelini bu dönüşümlerle piyasacı, dinci ve dogmacı eğitim modeline geçirmiştir. AKP’nin yaratmak istediği yeni Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim sisteminin neden bu hale geldiğini daha iyi anlamaktayız. Yaratmak istediği öz olarak piyasacı, dindar ve kindar nesildir. Ülkemizdeki tüm ilerici, aydın kamuoyunun mücadeleyi gericilik ve sermaye karşıtı bir program olarak en başa yazması gerekir.

İlerici Kadınlar Derneği MYK Üyesi

Ela Basa