Türkiye’de Çocuk Olmak- 2018- İsmail Bayer yazdı ”Çalışan Çocuklar Ne?”

Türkiye’de Çocuk Olmak-2018- Tülin Tankut yazdı ”Çocuklarımızın Geleceği”
23 Nisan 2018
Türkiye’de Çocuk Olmak-2018- Esin Özatalay yazdı ”Veriler Çocuk İstismarı Konusunda Ne Anlatıyor”
23 Nisan 2018
Tümü

Türkiye’de Çocuk Olmak- 2018- İsmail Bayer yazdı ”Çalışan Çocuklar Ne?”

“ÇALIŞAN ÇOCUKLAR” NE?

ÇOCUKLAR, ÖNCE ÇOCUKLUKLARINI YAŞAMALI.

Ne kadar yan yana gelmemesi gelen iki kelime.

Yaşama, gerçekliğe ve sevgiye öylesine uzak bir durum kı.

“Çalışan Çocuklar”

Ama, geçmişten günümüze, yaşadıklarımıza, çevremize bir bakalım. Çok karşılaştığımız bir durum.

Renk, sınır, inanç tanımıyor adeta.

Hangi kıtaya, hangi ülkeye gitseniz, siyah, sarı, yada beyaz, bu konuda ayırım pek yok. Hangi dinsel tercih, aile ve çevre olursa olsun, değişmeyen, yok olmayan bir olgu. “Çalışna Çocuklar”

Fimlerde görüyoruz, tiyatroda izlyoruz, kitaplarda okuyoruz. Bazen üzülüyoruz, kızıyoruz. Alkışladığımız da yok bu durumu. Ama yaşamda devam ediyor.

Tarım alanlarında, adeta çalışma için göç eden çocuklar. Adları da var, “mevsimlik işçiler”.

Küçük sanayi sitelerinin, adeta değişmez görüntüleri içinde yer alan, “tamirci çırakları”.

Tuğla, kiremit fabrikalarında değil sadece, inşaatlarda bile gördüğünüz, “çocuk işçiler”

Sokak da, pazar da gördüklerimiz.
Bu görüntüleri ve izlediklerimizi, daha da çeşitlendirip, arttırabiliriz.

Eğitim, üretim için diyebiliriz. Ama çocuk da, ütretimin bir parçası ve hemen yer almalı diyebilirmiyiz.

Çalışma yaşı 18 diyoruz. Ama ülkemizde bile uzun yıllar, 18 yaşın altında, 16-18 yaş arası çalışanlarla ilgili, yıllarca ayrı asgari ücret saptamaları bile yaptık. Karar verdik. Resmi Gazete’de yayımladık.

Bazı işlerde küçük yaşta, üretim alanına girmesini ve çalışmasını yasakladık çocukların. Ağır cezalar bile düzenledik. Maden ocaklarından tutun, bir çok işkolunda düzenlemeler yaptık bu konuda. Gece çalışmalarını da yasakladık. Sanki gündüz çalışabilir der gibi bazen de.

Yürürlükte olan iş yasalarımıza bir bakalım. Bu konuda bir çok düzenlemeleri, dünyada ki gelişmelere parelel olarak benimsedik, mevzutımız içinde yer verdik. Tüzükler, yönetmelikler, genelgeler yayımladık. Baskınlar, cezalar, yargılamalar, sonuç, istenilene ulaşamadık, ne yazık ki. Çocukların çalışmadığı bir dünya ve yaşam.

İkibinli yıllara gelirken, çeyrek asır kadar öncesine gidelim. Üniversitelerimizin, hukuk, sosyoloji, psikoloji, sosyal hizmet, çalışma ekonomisi, endüstriyel ilişkiler gibi bir çok alanlarına bakalım, çocuk işçiler ile ilgili yazılmış yüksek lisans, doktora tezi sayısı, bir elin parmaklarının sayısına bile ulaşmaz.

ILO Uluslararası Çalışma Teşkilatı. Çocuk işçiliğini önlemek için bir dizi sözleşme ve tavsiye kararı almıştır. Ülkemizde bunların bir çoğunu onaylamakla kalmayıp, iç mevzuatında düzenlemeler gerçekleştirerek, bu sözleşmelerin uygulanmasını sağlamaya çalışmıştır. Değişik ülkelerde ülkemizde de bu konuda projeler yürütülmüştür.

Son çeyrek yüzyıl içinde, bu gelişmeler, üniversitelerde genç akademisyenlerinde ilgisinin ve çalışmalarının bu alana yönelmesini sağlamıştır. Günümüzde, değişik üniversitelerin, değişik bölümlerinde, çalışan çocuklarla ilgili, alan araştırmalarını da içeren, sayıları artık yüzlerle belirtilen çalışmalar yapılmıştır.

Toplumsal duyarlılığımızda farklılaşmaya başlıyan algılamalar, çocuklar çalıştırılmasın görüşü ve farkındalığında önemli gelişmelerde sağlanmıştır.

Ancak bu gelişmeler, bireyden yönetimin en üst noktasına kadar, duyarlılığın artması ve bilinçli yaklaşımlar ile önem kazanmakta ve yaşamda ki olumlu gelişmeler de böylelikle gerçekleşebilmektedir.

Tekrar batıya dönersek, gelişmelerin aynı süreç içinde ivme kazanmasının yansımalarını, ülkemiz de içinde bir çok ülke düzeyinde göremiyoruz.

Geçen yüzyılın sonlarına doğru, ILO Uluslararası Çalışma Teşkilatı önemli bir değerlendirmeyi de gerçekleştirmiştir. Yeni bir görüş ve çocuk işçiliğinin önlenmesi için kararlar almıştır. Çocuk işçiliğini önleme konusunda, ILO sözleşmeleri onaylansın, onaylanmasın, ülkelerin bu konuda gerekli düzenlemeleri ve denetimleri yapması istenmiştir.

Bir doktor milletvekilinin, çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda, bir İLO sözleşmesinin onaylanması sürecinde TBMM’ndeki konuşmasını anımsıyorum. Bayramlarda resmi geçit yapan ilkokul öğrencilerine bakarak, gelişmişliklerini, çalışma süreci içinde yer alıp almadıklarını, hangi semtlerden geldiklerini, yürüyüşlernden ve vücut gelişimlerinden anlayabiliriz şekline cümleler kullanarak, çocuk işçiliğinin önlenmesi konusuna dikkat çekmişti.

Bir asır kadar geriye gidelim. Osmanlı dönemine. Birinci Dünya savaşı sonrası paylaşımları içinde, altı asırlık bir imparatorluk adeta haritan silinirken, o dönemleri anımsayalım. Kurtuluş Savaşı’nı anımsayalım. Yeni Türkiye’nin sınırlarını temellerini ve yeni bir yapılanmaya doğru giden günleri düşünelim.

TBMM çalışmaya başlamıştır. Cumhuriyet ilan edilmemiştir. Cumhuriyet ile birlikte bayramlarımıza bakalım. 23 Nisan gününün önemi. Çocuklara adanan bir bayram günü. Ayırım sadece çocuklar için. Neden. Yeni bir gelecek ve yarınların sahibi olacak çocuklar için bayram. Başka bir ülkede örnegi görülmeyen bir bayram. Geleceği gören ve yapılandırmak için çocuklara önem veren bir görüşün, somut bir adımı.

O nedenle, 23 Nisan sadece çocukların bir bayramı değildir aslında. Geleceği görerek, geleceğin kurucularına, gelecek için bir selam başlangıcıdır da.

Yine o yıllarda kurulan bir kurumu da anımsayalım. “Çocuk Esirgeme Kurumu” Ne için kuruldu, üç çeyrek yüzyıl da neler oldu. ve son dördüncü çeyrek yüzyıldan günümüze adı bile yönetimlerce kaldırıldı, unutturuldu.

Geçmişi bilerek, geleceği kurarken, çocukları unutmayalım. Onların çalışma alanına katılmalarını, eğitimlerinin tamamlanmasına ve çalışnma yaşına gelmesine kadar bekleyelim.

“Çocuk İşçiliği” ne demek, çocuklar, bayramlarını bir gün değil, bütün çocukları boyunca yaşayarak, bayram gibi geçirebilmeliler.

Geleceğin kurucusu olan çocukları, çocukluklarını yaşayabilmeleri için, gelecek için, ödev ve sorumluluklarımızı, bir kez daha anımsayıp, farkında olmak için, çocuklara saygılı olalım.

————————————————————-
23 Nisan 2018. Ankara. İsmail Bayer