Türkiye’de Çocuk Olmak-2018- Semiha Günal yazdı; ” Çocuklar Tarikatların İnsafına Terkediliyor”

Türkiye’de Çocuk Olmak-2018- Esin Özatalay yazdı ”Veriler Çocuk İstismarı Konusunda Ne Anlatıyor”
23 Nisan 2018
Türkiye’de Çocuk Olmak- 2018- ”Yeni Yasa Tasarısı Çocuk İstismarını Önler mi?”
23 Nisan 2018
Tümü

Türkiye’de Çocuk Olmak-2018- Semiha Günal yazdı; ” Çocuklar Tarikatların İnsafına Terkediliyor”

Çocuklar Tarikatların İnsafına Terkediliyor.

Tarikat ve cemaatlerin çocuklar üzerinde kurduğu tahakküm, vakıf yurtları gerçeği…

Türkiye’de bir insan hakkı olarak laik olması gereken eğitim, her geçen yıl biraz daha fazla dincileşmektedir. Milli eğitim yerini dini eğitime terk etmektedir. Tarikatların, cemaatlerin, vakıf ya da dernek adıyla her kademedeki okula yerleşmiş olması, buna karşı olan ailelerin çocuklarını da dini eğitime dahil etmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakıflarla yapmış olduğu protokollerle, diyanet işleri başkanlığının açtığı kuran kurslarıyla, sayısı her geçen gün artan ve adrese dayalı yerleştirmeyle çocukların neredeyse mecburen gittikleri imam hatip ortaokul ve liseleriyle, eğitim izlencelerindeki (müfredat) radikal dinci değişikliklerle, merdiven altı medreselerle piyasaya boyun eğen, itaat eden bireyler yetiştirmeyi hedeflerken yoğun bir biçimde çocuk istismarı gerçekleşmektedir.

MEB, çeşitli vakıf, dernek ve özel kuruluşlarla yaptığı protokoller ile kamusal bir hizmet olan eğitimin kamusal olma özelliğini kaldırıp çocukları bir taraftan okuldan uzaklaştırırken diğer taraftan da sermayeye ucuz işgücü haline getirmektedir

VAKIFLAR

Türkiye genelindeki 20 milyon örgün eğitim ve yaygın eğitimdeki tüm öğrencileri kapsayan sınırları ve denetimi olmayan bir protokol yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığıyla protokol imzalayan ve vergi muafiyeti tanınan 247 vakıf bulunmaktadır. Bunların büyük çoğunluğunun AKP ile yakın ilişkide bulunduğu bilinmektedir. Bu vakıflar hiçbir izne gerek duymadan para toplayarak, devlet protokolüne dahil olarak, devletten yardım alarak çocukların hayatlarını karartma konusunda birbirleriyle yarışmaktadırlar. Çeşitli tarikatlarla ilişkili bu vakıflara hazineden bir milyar lira yardım sağlandığı raporlara yansımıştır.

KURAN KURSLARI

Diyanetin açtığı 4-6 yaş kuran ve yaz kuran kurslarında, çocukların kafalarına dıştan örtü örtülerek, içten ise örümcek ağı örerek gelecekte düşünme, algılama hatta farkına varma becerileri köreltilmektedir. DİB’e bağlı, 2016 yılı sonunda 15.742 kuran kursu varken 2017 yılı faaliyet raporuna göre 15.091 kuran kursu daha açılmıştır. Yani bir yılda kuran kursu sayısı iki katına çıkmıştır. Küçücük ilçelerde, büyük ilgi gördüğü ve halktan yoğun talep görmesi gibi gerekçelerle ikişer üçer 4-6 yaş grubu kuran kursu açılmaktadır. Okul öncesi çağındaki çocuklara bu kurslarda ve sıbyan mekteplerinde bedava ya da bedavaya yakın verilen eğitimler, özellikle yoksul aileleri kendilerine çekmektedir. Ancak bu aileler henüz zihinsel gelişim olarak bu tür bir eğitime hazır olmayan çocuklarının davranış bozuklukları, korkular ve travma yaşayacağı konusunda bilgilendirilmemektedirler. Hatta ebeveynler çocuklarının eğitimini din uleması görünümlü şarlatanlara danışmakta ve onların öğütlerini tutmaktadırlar. Çocuklar henüz bu öğrendiklerini içselleştirebilecek ve yaşamlarına aktarabilecek bir evrede olmadıklarından ileride sadece otoriter, sert ve kırılgan olmayacaklar aynı zamanda yaşamları da kararacaktır. İlkokul ikinci ve üçüncü sınıftaki serbest zamanın da kuran kursu ile geçirilmesi protokolü 27 Ekim 2017’de kabul edilmiştir.

PANSİYONLU OKULLAR – MEDRESELER

Anadolu’da okulu olmayan/kapatılan köylerdeki çocukların okuyabilmeleri için tercih edilecek kamusal okullar sadece imam hatip okullarıdır. Çünkü hem nüfusu 10.000 den az yörelerde okul açma hakkı hem de pansiyon açma hakkı sadece onlardadır. Ayrıca pansiyonlu Kuran kursları, çeşitli dinci vakıf/tarikatların sahip olduğu yurtları da bu işe hizmet etmektedir. Ülkenin pek çok bölgesinde yatılılık hizmeti veren, denetlenmeyen, tolerans gösterilen merdiven altı medreseler de çocukları etkileri hatta hükümranlıkları altına almaktadır. Buralarda okuyan çocukların İslamcı terör örgütlerine yerleştirdiklerine ilişkin veriler hiç az değil. Balcı’nın raporunda 10.000’in üzerinde çocuğun bu medreselerde okuduğu ifade edilmektedir. İmam hatip okulu öğrencilerine tanınan kuran kurslarında yatılı kalma hakkı buralarda kalan çocukların zihinsel, duygusal ve fiziksel istismarına zemin hazırlamaktadır. Daha önce tanınmış olan ortaokul birinci sınıf öğrencilerine bir yıllık hafızlık eğitimi izni iki yıla çıkarılması 8-9 yaşlarındaki çocukları bu tarikat ve cemaatlerin eline teslim etmek için gerekçe yaratmıştır.

GÖÇMEN ÇOCUKLAR

Tarikat ve cemaatlerin bir başka el attığı alan da göçmen özellikle Suriyeli çocuklardır. Türkiye’de yaşamaya başlayan Suriyeli ailelerin çocukları tarikat ve cemaatler tarafından kapılmakta; özellikle ailesi savaş sırasında ölmüş küçük yaştaki çocuklar medreselere devam etmektedirler. Hatta Çocuk Esirgeme Kurumlarına alınan bu çocuklar, herhangi bir prosedüre tabi olmadan MEB ile protokol yapmış vakıflar tarafından sahiplenilmekte ve bir daha devlet tarafından izlenmemektedir. DİB internet sitesinde; Türkiye’ye mülteci olarak gelen ailelerin çocuklarının Kur’an Kursu ihtiyacını karşılamak büyük bir ehemmiyet arzetmektedir denilerek, mevcut şartlar ve imkanların bu taleplere cevap veremediği belirtilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı yurtdışından gelen öğrencilere de kuran kursu hizmeti vermektedir. Örneğin; ”2013-2014 eğitim-öğretim yılında; 73 ülkeden 781 erkek ve 698 kız olmak üzere toplam 1479 öğrenci değişik illerimizde, Başkanlığımıza bağlı olan Kur’an kurslarında din eğitimine alınmışlardır. Yurtdışından gelen misafir öğrencilerin iaşe ve ibate masrafları ise Türkiye Diyanet Vakfınca karşılanmaktadır” diye açıklamalar yapmaktadır.

Özetle Türkiye’de bir yandan eğitim müfredatı gericileştirilirken, öte yandan çocuklar tarikat ve cemaatlerin tahakkümüne itilmektedir.

İKD GYK ÜYESİ SEMİHA GÜNAL