Türkiye’de Çocuk Olmak-2018- Tülin Tankut yazdı ”Çocuklarımızın Geleceği”

GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR
23 Nisan 2018
Türkiye’de Çocuk Olmak- 2018- İsmail Bayer yazdı ”Çalışan Çocuklar Ne?”
23 Nisan 2018
Tümü

Türkiye’de Çocuk Olmak-2018- Tülin Tankut yazdı ”Çocuklarımızın Geleceği”

ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ

Son otuz yıldır küresel kapitalizmin yol açtığı ekonomik krizlerin bedelini en başta çocuklar ödedi. Kendimizden paha biçelim: Okula gönderilmeyenler, okuldan alınıp işe yerleştirilenler… Bu gün koşullar daha da ağırlaştı. Çocuklarımız yaşamlarını her an bir riskle karşılacakmışcasına tedirginlik içinde sürdürüyorlar. Hangi okula girecek? Ya tercih etmediği bir okula girerse? Ebeveynden biri ya da ikisi işsiz kalırsa, ölürse, başına neler gelecek? Üst ve orta gelir grubundan ailelerin çocukları daha avantajlı görünüyor. Ama ekonomik krizin her an onları da yoklayabileceği olasılığını atlamayalım. Ayrıca “sera”da büyütülen çocuğu güvenli dünyasından çekip çıkaracak tehlikeler de hızla artıyor . Obeziteye yol açan gıda teröründen, GDO’lu besinlere, kötü alışkanlıklar edinmeye, sonu intiharla bitebilen bilgisayar oyunlarına… Çocuklar dört duvar arasında, çocukluğunu yaşayamadan , elektronik nesnelerle saatler geçiriyorlar. Çocukların dijital medyayla nasıl etkileşimde bulunduklarını takip etmek ayrı bir sorun. Sanal savaşı ve bundan haz almayı da bu oyunlarla öğreniyorlar. Dijital ortamda şiddet görüntüleri, siber taciz, “sert reklamlar”… Bunların tümü sistemin korunmasına yönelik olduğundan denetimden de uzak kalıyor. Olan çocuklara oluyor tabii. Çocuk üzerinde ebeveyn baskısı artıyor.

Televizyon reklamlarıyla beyni yıkanmış, tüketicilik hastalığına tutulmuş ailelerse bu tutumlarıyla çocuklarına ne denli zarar verdiklerinin farkında değiller. Yetişkinler gibi moda ve marka düşkünü, defilelerde geleceğin kadın ve erkekleri olarak boy göstermeye , yeteneklerini ekranlarda acılı aşk şarkıları söyleyerek kanıtlamaya koşullandırılmış, çocukluğunu yaşama hakkı elinden alınmış çocuklar yetiştiriyorlar. Çocuğun “fiziksel, duygusal, cinsel istismarından, ihmalden” şiddetten korunması hukuksal güvence altına alınmıştır ama uygulamalara bakılırsa, ortalık amacına ulaşmak için çocuğun saflığını kullanan yetişkinlerden geçilmiyor!

Eğitime gelince; küresel kapitalizmin damgasını vurduğu ayan beyan ortadadır. Aileler özel okullara , özel derslere avuç dolu para harcıyorlar, ama istedikleri sonucu alıyorlar mı? Aslında eğitim sistemimiz hem küresel hem de iç tehdit altında.

Liberalizm anlayışı, dinsel faaliyetlere hız verdi. Piyasa ekonomisi gibi denetimsiz işleyen bu faaliyetler içinde dinci yayınlar arttı. Sermaye bu kesime kucak açtı. Eğitimde bilimsellik ilkesi ihlali yaşanıyor. Öğrenciler dinsel referanslarla konuşuyorlar. Dini bahane ederek yaşamın her alanına müdahaleyi kendine hak gören sözde dini otoritelerden, laik olduğu iddiasıyla ortaya çıkıp dinsel kültürün etkisinden kurtulamadığını açık eden “bilim insanları”ndan ortalık toz duman. Kız ve erkek öğrenciler arasında eşitlik sağlanamıyor. Son günlerdeyse dinci dayatmalara karşı tepki olarak gençler arasında “deizm”e kayma olduğu iddiaları atıldı ortaya. İddialar doğruysa buna şaşmamak gerek; din istismarcıları meydanı hiç bu denli boş bulmamışlardı. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması, çocukların zihinlerinde beliren sorulara yanıt aramak için “başka” kaynaklara baş vurmalarına yol açmayacak mıdır? Dolayısıyla laikliğin savunulmasının , çocuklarımızın geleceğini belirleyecek olan eğitimin olmazsa olmaz koşulu olduğunu unutmayalım.

Bugün eğitim tüm dünyanın gündeminde. Pek çok ülke çocuklarını geleceğe hazırlamaya çalışıyor. Yeni teknoloji destekli eğitim sistemine geçilmesi çocukların geleceğini belirleyecektir çünkü. Çağdaş iş dünyasının ihtiyaç duyduğu iş gücü yetiştirilirken fiziksel alt yapı, teknolojik donanım gibi unsurlar kadar entelektüel donanıma da öneme veriliyor. Tek tip insan yetiştirmekten kaçınılıyor. Nitelikli eğitim için çocuklara önce düşünme, daha sonra kodlama, siber güvenlik v.b. teknik konuların öğretilmesi üzerinde duruluyor. Demek ki çocukluğun erken dönemlerinden itibaren, kız ve erkek çocuklar için bilimsel temellere dayalı bir eğitim sistemine geçişten başka çare yok.

Öte yandan ileri teknolojinin küresel ekonomiye hizmet ettiğini artık cümle alem biliyor; hele de son moda silahlar… Peki, eşitsizliğin, sömürünün, ayırımcılığın yeniden üretilmesi gelecekte de mi sürecek ? İleri kapitalist ülkelerde bile yönetimler eğitime, sağlığa verilen devlet desteğini geri çekiyorlar. Oysa beslenmeden eğitime, spora, edebiyata, sanata çocukların karşılanması gereken ne çok ihtiyacı var?

Temel güdüsü kâr olan kapitalizmin yönlendirdiği teknolojinin insanlığın sorunlarını çözeceğini ummak safdilliktir. Çocuklara eşit koşullarda çağdaş eğitim sağlamak, insanlığın en önemli sorunu olsa gerek. Eğitimsiz çocuk için yoksulluk kader olur! ( 2017’de ülkemizde 2 milyon çocuğun yoksulluk yüzünden okula gidemediği hesaplanmış.) Kimse ailesini seçemiyor. Birey yazgısıyla doğuyor. Yazgıyı değiştirmekse , tek tek bireyler için sınıflı toplumlarda hep zor ve sancılı olagelmiştir. ( Yakın tarihte savaş, işsizlik, yoksulluk nedeniyle yaşanan küresel göçlerde yaşamını yitiren çocukları anımsayalım.)

Çocuklarımızın geleceği, hangi değerlere sahip çıkacağımıza bağlıdır. İnsanlığı ileriye götürmek için gerekli olan kavramlar eşitlik, özgürlük ve dayanışmadır. Dolayısıyla “tarihin akışı”nı değiştirmek olanaksız değildir. Kamuoyunun çağdaş eğitim konusunda aydınlatılması için toplumsal denetim mekanizmalarının harekete geçirilmesi bir zorunluluktur. Rehavete kapılıp sorunları halının altına süpürme lüksümüz yok. Nitekim başta veliler, veli inisyatifleri olmak üzere konuya sahip çıkan eğitim uzmanları, eğitimciler, sendikalar, meslek odaları, basın, siyasi partiler çalışmalarını aralıksız sürdürüyorlar.

Tülin Tankut