İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ EMEKÇİ KADINLAR KURULTAYI SONUÇ DEKLARASYONU

EMEKÇİ KADINLARIN MÜCADELE GÜNÜ: YAŞASIN 8 MART
8 Mart 2019
EMEKÇİLERİN BAHARI İÇİN 1 MAYIS’TA ALANLARDAYIZ!
22 Nisan 2019
Tümü

İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ EMEKÇİ KADINLAR KURULTAYI SONUÇ DEKLARASYONU

SÖMÜRÜ VE YOKSULLUK KADERİMİZ DEĞİLDİR!

 

Emekçi Kadınlar Kurultayı, İlerici Kadınlar Derneği’nin çağrısı ile 10 Mart 2019 Pazar günü İstanbul Bostancı’da Birleşik Metal İş Sendikası Genel Merkezi Kemal Türkler Salonu’nda farklı iş kollarından kadın emekçilerin katılımıyla gerçekleştirildi.

 

Kurultay Kadın Emeği, Çalışma Yaşamı ve Toplumsal yaşam, Sosyal Devletin Tasfiyesi: Yoksulluk, Sosyal Politikalar ve Sosyal Yardımlar ana başlıklarında yapılan sunumların ardından değişik sektörlerde çalışan kadın emekçilerin, genç işsiz ve ev emekçisi kadınların yaşadıkları sorunları tartıştıkları forum ile tamamlandı. Kurultay’da kabul edilen sonuç bildirgesi şu şekildedir:

 

  • Kapitalizmin hüküm sürdüğü günümüz dünyasında krizlerin yükü biz emekçilerin omuzlarına yıkılmakta, elimizde kalan haklara el konulmaktadır. Her dönem olduğu gibi bu kriz döneminde de sermayedarlar karlarına kar katarken, sermaye iktidarının politikaları emeği ile geçinen milyonları yoksulluk, hayat pahalılığı, işsizlik ve geleceksizliğe mahkum etmektedir.

  • 1980’lerle birlikte başlayan ve AKP iktidarı ile büyük ivme kazanan özelleştirme politikaları ile kamu kaynakları yağmalanarak, sermayenin hizmetine sunulurken, özelleştirmelerle işsizlik artmakta esnek ve güvencesiz istihdam uygulamaları yaygınlaşmaktadır.

  • Kamu hizmetleri tasfiye edilmekte en temel haklarımız ticarileştirilmektedir. Sosyal güvenlik sisteminin zorunlu BES yoluyla özel şirketlere devri hayata geçirilmek üzere adımlar atılmaktadır. Kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi ile birlikte iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılırken, sermaye iktidarı için yağmalanacak yeni bir birikim aracı hedeflenmektedir.

  • Kapitalizmde kadınlar yedek ve ucuz işgücü olarak görülmekte, esnek, güvencesiz ve kayıt dışı istihdam rejimi ilk önce kadın emeği üzerinden hayata geçirilmektedir. Kriz koşullarında kadınlar aile bütçesine katkı amacıyla ya da ailenin geçimini sağlamak için iş gücüne daha yoğun olarak bu yeni istihdam rejimi üzerinden düşük ücretlere ve esnek çalışma koşullarında güvencesiz bir biçimde katılabilmektedir. Bununla birlikte, kriz dönemlerinde hane gelirinin düşmesi karşısında kadınların ev içi ücretsiz çalışma yükü de büyük oranda artmaktadır.

  • Kadınların kayıt dışı veya ücretsiz aile işçisi olarak istihdamı ağırlıklı olarak tarım ve hizmet sektörlerinde görülmektedir. Ülkemizde kadınların yarıya yakını kayıt dışı çalışmaktadır.

  • İşsizlik oranları artarken, kadınların çalışma süreleri de uzamaktadır.

  • Çalışan kadınlar, çocuk sahibi olduklarında doğum izninin kısalığı ve çoğu durumda kısıtlı kullandırılması ya da kullandırılmaması, gebelik ve doğum sonrası yoğun çalışma saatleri, çocuk bakımının kamusal bir hizmet değil bir piyasa kalemi haline gelmesi nedeniyle işsizlik gerçeği ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

  • Çalışma yaşamında cinsiyet ayrımcılığı, kadın istihdamı açısından önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Eşit işe eşit ücret ilkesi halen uygulanmamakta, kadınlar aynı işi yaptıkları erkek çalışanlardan ortalama yüzde 20 daha az ücret almaktadır.

  • Kadınlık ev içi rollerle tanımlanmakta, annelik rolü öne çıkarılmaktadır. Ülkemizde 14.7 milyon kadın ev kadını olarak adlandırılırken işgücüne katılamamakta ve istihdam rakamlarının dışında tutulmaktadır. Kamusal hizmet olması gereken ev içi işler kadınların asli görevi olarak görülmekte ve değersiz emek olarak tanımlanmaktadır.

  • Kapitalizm, yoksul emekçi kitleler nezdinde meşruiyet sağlamak ve yoksulluk karşısındaki tepkiyi soğurmak için yoksulluğu yönetmek üzere iki önemli araç geliştirmektedir.

Bunlardan birincisi sosyal hakların yerini alan sosyal yardımlardır. AKP iktidarı yoksul emekçilere bir refah vaat edememektedir. Yoksulluk bir kader olarak dayatılmakta, sadaka kültürü belediyeler, gerici dernek ve vakıflar aracılığıyla yaygınlaştırılmaktadır. Sömürüyü sürdürebilmek için emekçi kitleleri gericilikle teslim almanın yolu kadınlardır.

  • Yoksulluğu yönetmenin bir diğer aracı ise mikro kredilerdir. Mikro kredi mekanizması bir yandan finans kapital için karlı bir yatırım alanı olurken diğer yandan “kadınların özgürleşmesi” söylemiyle, kadınları piyasa mekanizmasına esnek ve güvencesiz koşullarda bağlayıcı bir işlev görmektedir.

 

 

Emekçi kadınların insanca yaşayabileceği bir ülke için;

 

  1. Kriz bahanesi ile işten çıkarmalara son verilmeli, insanca yaşanabilecek bir ücret politikası hayata geçirilmelidir.

  2. Esnek çalışma adı altında sömürüye son verilmeli, çalışma saatleri düşürülmeli, güvenceli çalışma esas alınmalıdır.

  3. İşsizlik yasaklanmalıdır.

  4. Çalışma yaşamında kadın – erkek eşitliğinin sağlanabilmesi için yaptırımlar güçlendirilmeli, cinsiyet eşitliğine dair sosyal politikalar hayata geçirilmelidir. Eş değerdeki işe eşit ücret ilkesi bütün çalışma alanlarında kural haline getirilmelidir.

  5. Çalışma yaşamında kadınların maruz kaldığı taciz ve mobbingin önlenmesi konusunda gerekli tedbirler alınmalı, caydırıcı cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

  6. Emekçilerin haklarının gaspına, sosyal güvenlik kurumunun tasfiyesine ve zorunlu bireysel emeklilik dayatmasına son verilmeli, kıdem tazminatının budanması tasarıları derhal rafa kaldırılmalıdır.

  7. Özelleştirme yoluyla sermayeye peşkeş çekilen kuruluşlar kamulaştırılmalıdır. Eğitim, sağlık, barınma, ulaşım gibi temel haklar kamu hizmeti olarak sunulmalıdır.

  8. Kadınların doğum sonrası kolay bir şekilde istihdama geri dönebilmesi için devlet pozitif yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Bu anlamda, ücretli doğum izni 6 ay olarak düzenlenmeli, sadece kadın işçi sayısına göre değil, toplam nüfusa göre yetecek sayıda ve nitelikte kamuya ait ücretsiz anaokulu ve kreş açılmalıdır. İşyerinde kreş açma yükümlülüğü, kadın- erkek toplam işçi sayısına göre belirlenmeli ve yükümlülüğün yerine getirilmemesi ağır yaptırımlara bağlanmalıdır.

  9. Kadınların üretim sürecinden uzak kalmalarına neden olan ve görünmeyen emek olarak nitelenen ev içi roller kamusal hizmetler kapsamında değerlendirilmeli, yeterli sayıda kreş, hasta ve yaşlı bakımevi, ortak çamaşırhane ve yemekhane hizmete açılmalıdır.

 

       İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ