Kadınları Yoksulluğa ve Nafakaya Mahkum Eden Bu Düzen Değişmelidir!

Nazım Hikmet Ölüm Yıl Dönümünde Anıldı
9 Haziran 2019
SİVAS KATLİAMINI UNUTMADIK
2 Temmuz 2019
Tümü

Kadınları Yoksulluğa ve Nafakaya Mahkum Eden Bu Düzen Değişmelidir!

AKP iktidarı toplumsal yaşamı gerici referanslarla yeniden dizayn ederken kadınların bugüne kadar kazanılmış haklarını budamakta, kadınlara yeni sınırlar çizmeye çalışmaktadır. Özellikle yandaş basında uzunca bir süredir propaganda edilen nafakanın sınırlanması konusunda yeni bir düzenleme geçtiğimiz günlerde meclis gündemine de taşındı.

İki yıl önce AKP tarafından kurulan Boşanmaları Araştırma Komisyonu’nda Medeni Kanun’un budanmasına dönük çok sayıda öneri gündeme getirilmiş, bu önerilerin adım adım hayata geçirilmesine dönük adımlar atılmaya başlanmıştır. Boşanmaları Araştırma Komisyonunun hazırladığı 476 sayfalık raporda, cinsel saldırı ve cinsel istismar sanıklarına hadım uygulaması, boşanma davalarında arabuluculuk, 6284 sayılı Kanunda verilecek tedbirlerin delil veya belgeye dayandırılması zorunluluğu, boşanma ile birlikte hükmedilen yoksulluk nafakasının süreye bağlanması, tecavüz mağdurunun sanıkla evlendirilmesi ve beş yıl sorunsuz evlilik halinde cezasızlık gibi öneriler yer alıyordu.

Geçtiğimiz iki yıllık süreçte bütün bu başlıklar tartışmaya açılmış, kimi düzenlemeler iktidar tarafından gündeme taşınmıştır. Şimdi de meclis gündemine sunulmak üzere nafaka konusunda yeni düzenlemeler tartışılmaktadır. Öncelikle yapılan sahte propagandanın altını çizmek gerekiyor. Türkiye’de nafaka mağdurları şeklinde bir heyula yaratılırken her hangi bir istatistiki veri sunulamamaktadır.

Medeni Kanun’daki düzenlemelerden de görüleceği üzere boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf ibaresi hem kadın hem erkek için nafaka hakkı tanımlamaktadır. Ayrıca süresiz nafaka propagandasının aksine, yoksulluğa düşen tarafın durumunun değişmesi halinde nafakanın kalkması hükmü yer almaktadır.

Öte yandan yoksulluğa düşen tarafa bağlanan nafaka miktarları nafaka yükümlüsünün geliri baz alınarak hesaplanmakta ve cüzi miktarlar olarak ödenmektedir. Kimi magazinel haberlerde gündeme gelen astronmik nafaka miktarları ile algı oluşturulurken, Türkiye’de bağlanan nafaka miktarının aylık ortalama 200-300 tl civarında olduğu gizlenmektedir.

Yasal düzenleme nafakayı her iki taraf için eşit şekilde düzenlerken boşanmalarda nafaka talep eden tarafın büyük oranda kadınlar olması yaşadığımız düzende kadına biçilen misyonun göstergesidir. Sömürü üzerine kurulu ve gericilikle beslenen bu düzende kadınlara biçilen temel misyon annelik ve ev içi rollerdir. Kadınlar çalışma yaşamına katıldıklarında dahi ucuz iş gücü olarak görülmekte esnek ve güvencesiz çalışmaktadır. Aynı işi yaptıkları halde daha az ücret almaktadır. Öte yandan çocuk, hasta, yaşlı bakımı gibi toplumsal işler kadınların ”gönüllü-zorunlu”işleri olarak tanımlanmakta kadınlar üretim sürecinin dışına itilmektedir. Dolayısıyla ”evi geçindiren erkek” olgusu genel kabul gören bir toplumsal gerçeklik haline dönüşürken boşanma durumunda kadınlar yoksulluğa düşen taraf olmaktadır.

AKP iktidarının ”nafaka mağdurları” propagandası ile nafaka hakkını sınırlamaya dönük çabası açık ki mevcut düzende dezavantajlı konumda olan kadınların toplumsal kimliklerinin daha da zayıflamasına ve aile tanımı içerisine daha fazla hapsolmasına yöneliktir. Kadınların gericilikle kuşatıldığı, işsizliğe ve yoksulluğa mahkum edildiği bu düzende nafaka haktır, nafaka hakkına dokunulamaz.

Sömürünün ortadan kalktığı, çocuk hasta ve yaşlı bakımının kamusal hizmetler haline getirildiği, eğitim ve sağlık hizmetlerinin eşit ve parasız birer hizmet olarak sunulduğu, kadınların ayrımsız şekilde üretim sürecine dahil olduğu ve insanca yaşanabilir bir ücretlendirme yapıldığı eşitlikçi bir toplumsal düzende kadınlar yoksulluğa da nafakaya da mahkum olmayacaktır. Kadınların yoksulluğa mahkum olmayacağı, nafakaya mecbur kalmayacağı eşitlikçi bir düzen kurulmalıdır.