Sosyalizmin ayrıcalıklı bireyleri:Çocuklar
15 Ekim 2019
PROJELERE VE YALANLARA KARNIMIZ TOK, GÜVENCELİ İŞ İSTİYORUZ!
18 Ekim 2019
Tümü

NADİRA KADİROVA’NIN ÖLÜMÜ VE GÖÇMEN KADINLAR

Nadira Kadirova, 23 Eylül tarihinde yanında çalıştığı AKP Milletvekili emekli general Şirin Ünal’ın evinde hayatını kaybetti. Henüz 23 yaşında olan Özbekistan vatandaşı Nadira Kadirova, yaklaşık bir yıldır AKP’li vekil Ünal’ın yanında hasta eşine bakmak için çalışıyordu. Ölümünün ardından Nadira’nın çalışma izni olmadan ve sigortasız çalıştırıldığı ortaya çıktı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından Nadira’nın ölümü intihar olarak tanımlandı ve basına da ilk bu haliyle yansıdı. Ancak ölümüne ilişkin ortaya çıkan ayrıntılar olayın intihar olmayabileceği yönünde ciddi şüpheleri de beraberinde getirdi.

Nadira’nın, Şirin Ünal ve ailesi evdeyken, milletvekiline ait ruhsatlı tabanca ile kalbine sıkarak ‘intihar’ ettiği söylendi. Ancak ölümünden önce yakın arkadaşı Leyla Niyazova’ya bir gece Şirin Ünal’ın odasına gelerek kendisini taciz ettiğini söyleyerek “Çok kötü şeyler oluyor. Ben ağabeyimin yüzüne nasıl bakacağım? Ölmek istiyorum” dediği ortaya çıktı.

23 yaşında bir kadının yanında kaçak çalıştırıldığı milletvekili tarafından taciz edildiğini söylemesi ve kısa bir süre sonra çalıştığı evde, milletvekiline ait silah ile evde aile fertlerinin de bulunduğu sırada kendisini öldürmesi nereden bakılırsa bakılsın şüpheli bir durumken, Nadira’nın adli tıptaki işlemleri iki gün içerisinde tamamlanarak cenazesi memleketine gönderildi. Cenazeyi yıkayanların cesette birden fazla kurşun izi ve morluklar gördüğünü iddia etmesi, abisi Muhammed Ali Kadirova’nın kurşun izinin etrafında yakın mesafeden atışta ortaya çıkması gereken yanık izi olmadığını söylemesi Nadira’nın ölümünün karartılmak istendiği şüphelerini güçlendirdi.

Abi Muhammed Ali Kadirova kardeşinin intihar etmesi için herhangi bir sebep olmadığını ve hatta üniversite sınavına hazırlanmak için yakın zamanda bir kurs ile görüştüğünü ifade etti. Kadirova ailesinin avukatınca soruşturma kapsamında mermi artık örneklerinin alınmadığı, sperm, DNA vb. örneklerin araştırılmadığı, parmak izi, DNA, saç ve tüy gibi delillerin toplanmadığı, tetiğin çekiş pozisyonu, açısı, mesafesi gibi teknik incelemelerin yapılmadığı açıklandı. Tüm bu şüphelere rağmen emniyet tarafından yapılan açıklamada soruşturmanın ‘titizlikle’ sürdürüldüğü söylenerek Nadira’nın ölümü yine intihar olarak tanımlandı.

Henüz soruşturma aşamasındaki Nadira’nın ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı, intihar ise onu bu sonuca iten sebeplerin neler olduğu aydınlatılabilmiş değil. Olayın AKP’li bir milletvekiline dokunuyor olması, yakın zamanda şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden ve intihar ettiği söylense de AKP’li milletvekili Nurettin Canikli tarafından ölümünün karartıldığı iddialarına konu olan 11 yaşındaki Rabia Naz’ın ve yine önce intihar ettiği söylenen ancak dava sürecinde verilen mücadele ile tecavüze ve cinayete kurban gitmiş olabileceği ortaya çıkan Şule Çet’in ölümünde de gördüğümüz üzere Nadira’nın nasıl öldüğü sorusunun açıklığa kavuşturulmasını da kadınların mücadelesi belirleyecek.

Bir milletvekili tarafından bile kayıtsız ve sigortasız olarak çalıştırılan Nadira’nın ölümünün gözler önüne serdiği bir başka gerçek ise ülkedeki göçmen kadınların sorunlarının boyutu oldu. Geçtiğimiz yıl yine Özbekistan uyruklu bir kadının İstanbul’da 2 polis tarafından tecavüze uğraması ve sonrasında şikayet için gittiği karakolda diğer polisler tarafından maruz bırakıldığı muameleyi hatırlarsak tacize uğradığını söyleyen Nadira’nın da hakkını arama noktasında AKP’li bir milletvekilinin karşısında elinin ne kadar bağlı olduğu, göçmen kadınların bu düzende sömürüye, şiddete, tecavüze ve hatta cinayete ne kadar açık hale getirildiğini de gösteriyor. Kadına yönelik şiddetin, cinsel saldırının ve kadın cinayetlerinin her geçen yıl arttığı ülkemizde kuşkusuz göçmen kadınlar bu sorunun en zayıf taraflarından biri olarak yer alıyor.

Göçmen ve mültecilerin geçiş noktası olan Türkiye’de göçmen kadınlar çok düşük ücretlerle kayıtsız ve güvencesiz çalıştırılarak en ağır şartlarda sömürüye tabi tutuluyor, zorla fuhuş yaptırılıyor, tacize ve şiddete maruz kalıyor ve kadınların zaten hali hazırda zar zor erişebildiği yasal korumadan neredeyse tamamen mahrum bırakılıyor.

Tüm bu nedenlerle Nadira’nın ölümünden önce tabi tutulduğu koşullar ve nasıl öldüğünün aydınlatılması için verilecek mücadele Türkiye’deki göçmen kadınların sorunlarının gün yüzüne çıkarılması ve çözümü noktasında da çok önemli bir yer tutuyor.