ERDOĞAN HANGİ FOTOĞRAFTAN BAHSEDİYOR?
12 Aralık 2019
Türkiye’de artan intihar oranları ve ekonomik kriz
24 Aralık 2019
Tümü

AŞI KARŞITLIĞI TOPLUM SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

Aşılama salgın hastalıklara karşı toplumsal dayanışmayı ifade eder

Aşı programları aşı ile önlenebilir bulaşıcı hastalıkları engellemeyi, dolayısyla bu hastalıkların neden olduğu ölümleri ya da kalıcı sekelleri önlemeyi amaçlar. Aşılanma ile bireysel bağışıklık sağlanır ve bu şekilde toplumsal salgınlar önlenir, yani toplumsal bağışıklıkta sağlanmış olur. Toplumda aşılı birey sayısı arttıkça aşısız bireylerin hastalık etkeniyle teması da azaltılmış olur, hastalığın görülme sıklığı azalır. Yani aşılama aynı zamanda hastalıklara karşı bir toplumsal dayanışmayıda ifade eder.

Aşı reddi bireysel özgürlük değil halk sağlığı problemidir

Ülkemizde son 8 yıldır aşı karşıtı hareket yaygınlık kazanmıştır. Önceleri çok az sayıda olan aşı reddi vakaları 2015’te aşı karşıtı bir ailenin açtığı davayı aile lehine sonuçlandıran mahkeme kararıyla, çocukların aşılanması ailelerin iznine tabi kılınmış ve aşı reddi sayısında ciddi artışlar gözlenmiştir. Mahkeme kararında ”yasallık unsuru bulunmadan ebeveynlerin rızası olmaksızın sağlık tedbiri yolu ile çocuğa aşı yapılması Anayasa’nın 17. maddesine aykırıdır” diyerek aşı karşıtlığını ”bireysel özgürlük” olarak değerlendirmiş ve aşı karşıtlarına yasal destek vermiştir. Aşı yaptırmayan aile sayısı 2010 yılında sadece 183 iken, bu sayı 2017 yılında 23 bin olmuştur. Oysa bütün toplumun sağlığını tehlikeye atan böylesi bir konunun bireysel özgürlük olarak değerlendirilmesi kabul edilemez.

Aşının otizm, alzhaimer gibi hastalıklara yol açtığı iddiasının hiçbir bilimsel dayanağı yoktur

Aşı karşıtı propagandanın başlıca argümanları, aşıların içeriğinde ki kimyasalların (civa gibi) insan sağlığına zararlı olduğu, aşıların içeriğinde domuzdan elde edilen katkı maddeleri olduğu, aşı üreten firmaların para kaygısı, doğal beslenme ile salgın hastalıklara karşı bağışıklık kazanılabileceği savlarıdır. Aşının otizme neden olduğu, aşıların halkı kısırlaştırmak için bilinçli olarak yapıldığı gibi şarlatanlıklarda işin cabası. Bu iddiaların bilimsel bir dayanağı yoktur.

Aşı ile önlenebilir hastalıklar yerine, aşının neden olduğu hastalıklar gibi hiçbir bilimsel dayanağı olmayan söylemler medya yoluyla daha fazla taraftar toplamakta ve tüm toplumu tehlikeye atan sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Aşı programları salgın hastalıkları ve bunlardan kaynaklı ölümleri engellemektedir

Bilim dünyasının en önemli buluşlarından biri vücudun bağışıklık sisteminin tanımlanması ve dış etkenlere karşı bu sistemin güçlendirilmesini sağlayan aşıların bulunmasıdır. Daha önce pek çok çocuğun ölümüyle sonuçlanan salgın hastalıkların neredeyse kökü kazınmışken bugün aşı reddi nedeniyle bu hastalıkların yeniden toplum sağlığını tehtid eder noktaya geldiği görülmektedir. Aşıların yararsız olduğunu propaganda edenler çiçek hastalığıının milyonların ölümüne neden olduğunu, bugün ise aşılama sayesinde bu hastalığın kökünün kazındığını unutturmaktadırlar. Yine kızamık, boğmaca, difteri, çocuk felci gibi ölümcül olabilen pek çok hastalık aşılama sayesinde neredeyse ortadan kaldırılmıştır. En çarpıcı örnek ise kızamık vakalarında görülmektedir. 2016 yılında Türkiye’de görülen kızamık vakası 9 iken, 2017’de 69’a, 2018 yılında ise 510’a çıkmıştır. Bunun aşılama oranlarının düşmesiyle doğru orantılı olduğu gözlenmektedir. Aşı reddinin bu hızla devam etmesi haline yeniden salgınların ortaya çıkması kaçınılmaz. Geçmiş salgınlardan elde edilen verilere göre, kızamık geçiren 1000 çocuğun 100’ü hastaneye yatıyor, bu çocukların yaklaşık 20’si hayatını kaybediyor, 30’unda ise beyin hasarı meydana geliyor.

Toplum sağlığı gericilerin insafına terk edilemez

Aşı programlarının düzenli uygulanması ve her çocuğun aşılanması toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Bu konu bireysel özgürlük kılıfıyla gericilerin insafına bırakılamaz. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda ivedilikle adım atması gerekmektedir. Ailelere düşen ise aşı karşıtı asılsız, bilim dışı gerici yayınlara itibar etmemektir. Türk Tabipleri Birliği’nin dediği gibi, “Bizler biliyoruz ki; anne babalar, çocukluk çağı aşıları konusunda karar verirken kendi sağlıkları değil, çocuklarımızın sağlığını koruma konusunda karar vermektedir. Çocuklar üzerlerinde hak iddia edebileceğimiz nesneler değildir. Çocuklarımız; haklarına saygı duymamız, korumamız, yüksek yararını gözetmemiz gereken “insanlar”dır”.

(Kadınların Sesi 19. sayı)