Emperyalizm ve Örgütleri Barışın Baş Düşmanıdır

8 Mart’ı geride bırakırken, 8 Mart’ı emekçi kadınların mücadele günü olarak tarihimize kazandıran öncüllerimizin emperyalizme karşı yürüttüğü mücadele sürüyor.

Birinci Dünya Savaşı’na karşı 1915’te Clara Zetkin’in önderliğinde toplanan III. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nın sonuç deklarasyonundaki “Kahrolsun zenginlerin güç ve serveti için milyonları kurban eden kapitalizm! Kahrolsun savaş! Sosyalizm için ileri!” sözleri bugün de biz emekçi kadınların, sosyalist kadınların, ilerici kadınların şiarıdır.

Ukrayna’daki gelişmeler ve savaş konusunda da tutumumuz açıktır.

Emperyalizm ve onun suç örgütü NATO’nun yayılmacı ve saldırgan siyaseti ülkedeki Nazi yanlısı faşist darbe rejimini meşrulaştırırken sekiz yıldır Ukrayna’da yaşanan katliamlara onay vermektedir. Bu savaşın sorumluları başta ABD olmak üzere emperyalizm ve onun her türlü uluslararası aygıtı ile Ukrayna’nın darbeci faşist iktidarıdır.

Yaşanan gelişmeler Nazi artığı silahlı faşist Ukrayna güçlerinin ülkenin birçok yerinde sivilleri kalkan olarak kullandığını, kaçmaya çalışan özellikle Asya, Afrika ve Ortadoğu vatandaşlarına Avrupa ülkeleriyle birlikte ayrımcı ve ırkçı engellemelere giriştiğini göstermektedir.

Sovyetler Birliği ve Avrupa’da sosyalist iktidarların dağılmasıyla birlikte Doğu Avrupa’yı hegemonyası altına alan emperyalizm ve onun suç örgütü NATO, Ukrayna’yı bir savaş alanı haline getirmiştir. Neo-Nazileri besleyip büyütmüş, Gürcistan’da olduğu gibi  “turuncu darbelerle” Rusya’yı kuşatma siyasetinin parçası haline getirmiştir.

Yetmiş yıldan uzun bir süre sosyalizm döneminde kardeşçe, barış içierisinde yaşayan halklar bugün birbirini boğazlayacak hale gelmiştir.

Öte yandan, Sovyetler Birliği’nin mirası üzerine kurulan kapitalist Rusya iktidarının bir savaşa yönelmesi emperyalizmin provokayson ve manipülasyonlarını büyütecek bir tehlike barındırmaktadır.

Emperyalizmi görmeden sadece Ukrayna’ya değil, Yugoslavya’ya, Libya’ya, Suriye’ye, Afganistan’a, Yemen’e bakmak emperyalizme ve onun kanlı siyasetine su taşımaktır.

Bugün ülkemizde “NATO’ya karşı çıkmanın anlamı yok” diyenler, bugün NATO’da pazarlık zemini arayan siyasi iktidar gibi emperyalizmin taşeronluğuna aday olanlardır.

Tıpkı Afganistan’da Taliban’ı, Suriye’de IŞİD ve diğer cihatçı yobaz örgütleri besleyip büyüttükleri gibi, Ukrayna’da da faşist Nazi örgütlenmesini besleyip büyüterek iktidara taşıyan emperyalizmdir! Yugoslavya’da halkları birbirine kırdırarak bugünlerin provasını yapan emperyalizm dünyadaki savaşların baş aktörüdür.

Sovyet halklarının Nazileri yenerek faşizme karşı insanlığa armağan ettikleri zaferi içlerine sindiremeyenler bugün sosyalizme küfrederek emperyalizmi onun kanlı savaşlarını aklamaya çalışıyor.

Emperyalizmin savaşlarından ve desteklediği gerici, faşist iktidarlardan en büyük zararı gören de kadınlardır. Bu savaşlara ve iktidarlara karşı mücadeleyi de tarihimizde olduğu gibi bugün de emekçi, ilerici, sosyalist ve devrimci kadınlar verecektir. 1917’nin 8 Mart’ında Petrograd sokaklarını dolduran binlerce kadın işçinin sloganı bugün de Türkiye’de ve dünyanın yoksul halklarının sloganıdır: “Ekmek ve Barış!”. Bu slogan eşitliğin, özgürlüğün habercisidir. Bu slogan, emekçilerin, kadınların karanlıktan çıkışının işaretidir.

O yüzden “Savaşa hayır!” demek için “Emperyalizme ve onun kanlı terör örgütü NATO’ya hayır!” demek şarttır. “Savaşa hayır” demek için “Kahrolsun zenginlerin güç ve serveti için milyonları kurban eden kapitalizm! Kahrolsun savaş! Sosyalizm için ileri!” demek zorunluluktur.

Barış, emperyalizmle değil, emekçilerin ve emekçiler içerisinde de en başta kadınların mücadelesiyle gelecektir.

Kahrolsun emperyalizm! Kahrolsun NATO!

İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ

10.03.2022